ATOM HAKKINDA – 1

Atom hakkında hangi bilgilere sahipsiniz? Örneğin dedeniz ile sizde bulunan atomların aynı yaşta olabileceğini biliyor muydunuz?

Bu yazı dizisini takip ederek atom hakkında şaşıracağınız bilgilere sahip olacaksınız.

TARİHÇE

Eski Yunan doğa felsefesindeki bazı önemli filozoflar, evrenin fiziksel “atomlardan”, kelimenin tam anlamıyla “bölünemezlerden” oluştuğunu belirtmişlerdir. Eski Yunan sıfatlarından biri olan “atomos” kelimenin tam anlamıyla “bölünemez” anlamına gelir. “Atomizm” hakkında ilk görüşler, yalnızca maddenin doğası hakkında bir teorinin tarihi değil, ayrıca herhangi bir büyüklükte “bölünemez” bir kısım olduğu görüşünün de temelidir. ‘Atomizm’ doğal felsefenin bir sistemi olarak tanımlansa da, filozoflar aynı zamanda “bölünmez”lik fikrine olan bağlılıklarını da bildirmişlerdir. Bu filozoflar, bölünemez yapıların etkileşiminden gelen, her şeyin kökenini hesaba katan sistematik ve kapsamlı bir doğal felsefe geliştirmişlerdir. Bu atomist doğal felsefe, cisimlerin tamamen madde etkileşimleriyle üretilen her atom bileşiği ve aynı atomik etkileşimler tarafından üretilen makroskobik kütlelerin algılanan özellikleri ile ilgili açıklamalarında; amaçsal yorumlamalardan kaçınarak, tanrısal müdahale ya da tasarımı reddetmektedir. Atomistler, etik, teoloji, politik felsefe ve bu fiziksel sistemle tutarlı epistemoloji ile ilgili görüşlerini formüle etmişlerdir.

Günümüzde, sadece çekirdek yapısı olarak değil çekirdeği oluşturan yapıların da alt parçacıklarına kadar bildiğimiz atom hakkında ilk görüşler daha da eski yıllara dayanmaktadır.

Coğrafyacı Strabo’nun bir eserinde, atom fikrinin antik Yunan Truva savaşları (MÖ 1180-1190) sırasında yaşayan Sidon Mochus’a kadar dayanabileceğini belirtiyor. Öte yandan, Leucippus’un (M.Ö 4. yy) atom fikrine ait görüşleri hakkında en net fikre sahip olduğumuz ilk “atomist” olduğunu kabul edebiliriz. Dolayısıyla atomla ilgili ilk görüşlerin MÖ. 4. yy’da Leucippus ve öğrencisi Democritus’un doğal felsefelerine dayanıyor. Atom olarak atfettikleri bu yapıdan, Yerkürenin, gazların ve suyun oluştuğunu belirtiyorlardı. Öğretmeni Leucippus gibi materyalist olan Democritus (MÖ. 460-370) atomu “bölünemeyen öz”; “yok olmayan, değişmeyen varlık” olarak tanımlıyordu. “Herşey atomdan oluşur – küçük parçacıklardır, her yerde sürekli hareket ederek ilerler.” şeklinde bildiriyordu.

Photograph: http://www.whoinventedfirst.com/democritus-atom/

Atomlar ve boş uzay dışında başka hiçbir şey yoktur; diğerleri (sadece) görüştür. [Democritus]

İlk atomistler, dünyanın oluşumunu, basit atom ontolojileri ve tek başına boşlukları aracılığıyla hesaplamaya çalışmışlardır. Leucippus, sonsuz bir boşlukta tüm zamanlar boyunca hareket eden sonsuz sayıda atom olduğunu ve bunların kendisini yeterince büyük bir atom kümesi içinde rastgele bir şekilde meydana getiren bir dönüş hareketi ile kozmik sistemler veya kosmosu oluşturabildiğini belirtmiştir. Ona göre, tartışılması gereken, atomların, içsel bir özellik olarak ağırlığa sahip olmasının, hepsinin belirli bir yöne düşmelerine mi yoksa atomların kozmik girdaplar tarafından oluşturulan bir sistemin merkezine doğru hareket etme eğilimine mi neden olduğu konusudur.

Bir girdap oluştuğunda, dış kenarında bir atom zarı oluşturarak, atomların dış bandı ateşi yakalar ve bir güneş ile yıldızları oluşturur. Bu kozmik sistemler kalıcıdır ve amaç veya tasarım gereği hesaba katılmazlar. Dünya, kozmosun merkezinde düz bir silindirik tambur olarak tanımlanmaktadır.

Bu filozofların görüşleri, günümüzde temel astronomi kavramlarındaki kavram yanılgılarından biri olan, “Dünyamız evrenin merkezidir” yanılgısına temel mi teşkil ediyor acaba?

Bu filozoflar türlerin devamlılığını da bu atomist görüşleri ile açıklamaya çalışmışlardır. Türlerin kalıcı soyut formlar olarak değil, atomların tesadüfi kombinasyonlarının bir sonucu olarak oluştuğunu kabul etmişlerdir. Canlılar, ruhsal yaşam ya da yaşam ilkesi olarak kabul edilir; bu ateşli atomlarla tanımlanır. Organizmaların tohum yoluyla çoğaldığı düşünülmektedir: Democritus, her iki ebeveynin de vücutlarındaki her organın parçalarından oluşan tohumlar ürettiğini iddia etmektedir. Yeni karışımda ebeveynlerin ilgili organından alınan parçalardan hangisi ağırlıklı olursa, yavruya o ebeveyn özelliklerinin miras bırakıldığını belirtmiştir. Democritus’un, insanın dünyadaki kökenini açıkladığı, ayrıca bir tür kültürel antropolojinin kurucusu olduğu bildirilmektedir.

Epicurus tarafından orijinal biçiminden bir şekilde değiştirilmiş olan bu güçlü ve tutarlı materyalizm, Aristoteles tarafından amaçsal doğal felsefenin baş rakibi olarak kabul edilmiştir. Plato ve Platoncuların görüşleri ve Aristoteles’in karşı çıkışlarının yer aldığı bir sonraki bölümü çok yakında yayımlayacağım.

Sevgilerimle.

Dr. Fikret KORUR

Kaynaklar:

Conceptual Physics – Pearson

Bilim Tarihi – Remzi Kitabevi

https://plato.stanford.edu/entries/atomism-ancient/#LeucDemo