Beyaz Işığı Oluşturan Renkleri Öğreniyor

ÖYKÜ – 3 – Renkler Beyliği

Işık İmparatorluğundan ayrılışım bir ışık huzmesi ile oldu. Gözlerimi açtığımda bambaşka bir yerde idim. Geldiğim yerin Renkler Beyliği olduğunu bilmiyordum ama etrafıma bakınca bunu anlamak hiçte zor olmuyordu. Bu beyliğin düzeni öylesine ilginçti ki etrafımda gördüklerimi hemen size anlatayım. Etrafta yükselen üç tane büyük kule vardı. Bir kule tamamiyle mavi biri yeşil ve diğeri ise kırmızı renkteydi. Bu kulelerin tam ortasında bir havuz vardı ve kuleler atlı karınca gibi bu havuzun etrafında döüyordu. Kulelerin arasında bir arabanın geçebileceği kadar çimden yol yapılmıştı. Yürüdükçe kulelerin ortasında onlardan daha kısa binalarda olduğunu gördüm. Kırmızı ile yeşil arasında olan bina sarı , mavi ve kırmızının arasında olan bina pembemsi , yeşil ile mavinin arasında kalan bina ise su yeşili gibi bir tondaydı. Ama işin garibi onlarında kenarlarından aynı çimden yol devam ediyor ve bütün binaların ortasına çıkıyordu. Yürümeye devam ettiğimde birden bu büyük kulelerin dönme hızı arttı. Artık hepsi tek bir kule gibi görünüyordu ve o üç kulenin rengi artık belli olmuyor, sadece beyaz bir kule görünüyordu. Bu ne kadar da garipti?

Etrafıma dikkatlice tekrar baktım ve kimsecikler yoktu. Tam bu beyaz kuleye doğru yürüyordum ki arkamdan bir ses duydum. “Pişt! Nereye gidiyorsun !”. Arkamı döndüğümde pembemsi kıvırcık ve uzun saçlı bir kız gördüm. Beni saçları ile duvarın aynı renk olduğu binanın önüne çekti. Ben hala şaşkın bir halde kızın saçlarına bakıyordum . Gülümsedi ve “Ben Magenta” dedi. “Bende Gezgin” dedim. “Burası Renkler beyliği mi oluyor ?” diye emin olmak için sordum. Magenta “Evet , ve sen buralı değilsin çünkü saçların siyah . Yoksa sen şu hiç ışığın olmadığı Karanlıklar Ülkesinden mi geldin ?” yüzü endişeli ve üzgündü.