Işığın Yansıması

ÖYKÜ – 7 – Günyan ile Karşılaşma

Sizlerde benimle gezmeye alıştığınız için buraya nasıl geldiğimi az-çok tahmin edebiliyorsunuzdur. Evet ben buraya yine her zaman olduğu gibi bir ışık huzmesi ile geldim. Burada neler mi var? Şu an bir tepedeyim ve şehri kuş bakışı izliyorum. Tıpkı masallardaki gibi güzellikte, ormanların içinde şirin evler ve birkaç büyük yapılar var. İlginçtir ki etrafta büyük aynalar görüyorum. Güneş enerjisi ile çalıştığını tahmin ettiğim fabrikalar var.
Şehre indiğimde hemen en büyük ağacı buldum ve altında beklemeye başladım. Çok geçmeden Günyan geldi. Günyan bizimle yaşıt ve beni burada ağırlayacak olan arkadaşım. İsminin anlamı ise ‘Güneşten yansıyan ışık’ mış. Vakit kaybetmeden şehri geziyoruz ve Günyan anlatmaya başlıyor . .
‘Bizim şehrimizde ne yer altı kaynakları vardır ne de yenilenebilir enerji.Suyumuzdan enerji üretmeye kalksak susuz kalırdık. Burada rüzgar esmez, yeraltından sıcak su bile çıkmaz. Ama hepsinden önemlisi yüzümüze gülen tek şey güneştir . Bizim atalarımız ise güneşten nasıl yararlanabileceklerini yıllarca düşünmüşler ve en sonunda bulmuşlar. ‘Eli ile büyük fabrikanın çatısını gösterdi. ‘Bak görüyor musun devasa aynalar var. Biliyorsun ki yansıma olayında ışığın hareket yönü değişir. Bizde hareket yönünü değiştiriyor ve ışık enerjisi ile kendi patentimiz olan makinelerle üretimlerimizi gerçekleştiriyoruz.
‘Gerçekten bizim fabrikalarımıza hiç benzemiyor’ dedim.Etrafta ne kara duman ne de kötü kokular vardı . Bazıları parlak bazıları mat görünüyordu. Evlerin çatılarındaki aynaya benzer şeylerin neden öyle olduğunu da sordum .
‘Fazla enerji zarardır elbette. Projeyi evlere ilk uyguladıklarında bir ev yanmış, birinin de yanına dahi yaklaşılamamıştı. Bu sebeple bazı evlerin çatılarındaki pürüzlü yüzey kullandık. Sonrasında o bildiğiniz kanunlarını çıkardık. Ülkemizin kanunları bile yansımaya dayalıdır.
Şaşkın şaşkın Günyan’ın yüzüne bakıyor ve eski bilgilerim zihnimde canlanmaya başlıyordu. Elbette Yansıma Kanunları diye sevinçle bağırdım . Günyan ise ‘İlk maddemiz gelen ışın, normal ve yansıyan ışın aynı düzlem üzerindedir, yani aynı düzlem üzerinde gösterilebilir’. İkinci maddemizi anımsadın mı? ‘Gelme açısı yansıma açısına eşittir değil mi?’ diye sordum.’Evet’ dedi, ‘ve son olarak bir yüzeye normal doğrultusunda yani dik gelen ışınlar kendi üzerinden geri yansırlar’ dedi. ‘Ayrıca bir yüzeyden yansıyan ışın, gelen ışın veya yansıtıcı yüzey değiştirilerek istenilen noktaya düşürülebilir.’ diye ekledi.
Şimdi her şeyi anlamaya başlamıştım. Onlar için ne kadar ışık yansırsa o kadar enerji demekti. Fabrikalardaki aynalar, düzgün ve parlak yüzeylere düzlem ayna gibi gelen paralel ışık ışınlarının çarptığı yüzeyden paralel yansımasına düzgün yansıma örneğiydi. Düzgün yansıma, ayna gibi düzgün ve pürüzsüz yüzeylerde gerçekleşir. Bu sebeple aynaları tercih etmişlerdi. Işığın gözümü almasının sebebi ise düzgün yansımaya uğrayan cisimlerin parlak görünmesiydi.
Evlerdeki enerji üretimi yavaş yavaş zihnime oturmaya başlamıştı. Orada ise o büyük mat levhalarda dağınık yansımadan yararlanıyorlardı. Dağınık yansıma sonucu cisimlerin bir yüzeyde net görüntüsü oluşmaz.Evlerin çatısındaki levhalara rahatlıkla bakabiliyordum çünkü dağınık yansımaya uğrayan cisimler mat görünürler.
Günyan ile bir ağacın altına oturduk. Günyan bana ellerini uzat dedi ve uzattım. ‘Bak şimdi iki elininde parmakları yere bakacak şekilde paralel olarak tut ve parmaklarını birbirine geçir ve dirseklerini hafifçe yukarı kaldır. Sağ elin gelen ışın sol elin ise yansıyan ışın olsun. Dizin ise parlak ve düzgün bir yüzey olsun . Bak düzgün yansıttın’ dedi. Çok ilgimi çekmişti, ve hemen defterime düzgün yansımayı çizdim. Sizler de çizebilirsiniz biliyorum. Ve vakit dolmuştu, Günyan ile vedalaştık ve şimşekler çakmaya başlamıştı bile.