Eğitimde Sistemik Değişim: Öğrenci, Öğretmen ve Teknoloji İçin Değişen Roller

“Yeni bir bilimsel gerçek, muhaliflerini ikna edip ışığı görmelerini sağlayarak zafer kazanmaz, aksine muhalifler ölür ve ona aşina olan yeni bir nesil büyür.” Max Planck

Planck’ın bu sözü bilimsel buluş ve gerçeklikler için söylenmiş olsa da, eğitim alanında gerekli olan değişim de aslında bu türden bir özellik içeriyor. Çünkü eğitimdeki bu paradigma değişimi bir yöntem veya taktik değişikliği gibi kolay bir süreç değil. Bu sistemin içinde olan herkesin eğitime aynı şekilde yaklaşıyor ve bakıyor olmasını gerektirmekte. Paradigma değişimi dünyaya bakış açımızı ve algılamamızı da aynı yönde değiştirmemiz demektir. Farklı bakış açıları, zihinsel olmayan dönüşüm girişimleri bir paradigma değişimine ulaşmadan yok olacaktır. Böylece yeni bakış açılarına yeni zihinsel süreçlere insanları zorlayacaksınız belki ve bunlar zaman alıcı olacak. Fikir birliği sağlanacak vs.

Bu sistematik paradigma değişimi gerekli mi?

Elbette gerekli. Artık endüstri çağından bilgi çağına hızlı bir geçiş yaptık. Tek odalı veya çevresi duvarlarla çevrili öğrenme ortamları artık çekiciliğini yitirmiş durumda. Öğrencilerin bu ortamlarda verilen uyarıcılara cevap vermesini/davranış değiştirmesini bekleyeceğimiz yaklaşımlardan çok uzağız. Her yer bilgi ile dolu. Öğrenci ilgi ve istek duyduğunda istediği bilgiye saniyeler içinde ulaşabiliyor. Okul, öğretmen, öğrenci ve hatta teknoloji için artık çok başka roller biçmeliyiz. İşgücü üretmek için çalışmanın yerini bilgi üretmek için çalışma alıyor. Öyleyse eğitim/öğretim olarak çok farklı ve yeni bir sistem bir değişim geçirmeliyiz. Öğrenciler öz-güdümlü olarak bilgiye ulaşabilen yaşam boyu öğrenen bireyler olmalıdır. Daha çok problem çözme, işbirliğine dayalı, girişimci birçok beceri ve karakter özelliklerine sahip olmalıdırlar. Öyleyse var olan sisteme yama yaparak, bozuk yerlerini uymayanları düzelterek bir yere ulaşamayacağımızı, gelişim sağlayamayacağımızı öğrencilerin bizden eğitimsel beklentilerini çağın gereklerini yerine getiremeyeceğimizi bilmemiz gerekir. Daha kişiselleştirilmiş, belki öğrenme stillerine daha çok vurgu yapan, öğrencilerin öz-güdümünü destekleyen şu andakinden çok farklı bir yaklaşımlara ihtiyacımız var. Bundan çok uzakta mıyız? Hayır, Geleceğin Sınıfı Laboratauvarı (Future Classroom Lab-FCL), okul dışı öğrenme, STEM vb. yaklaşımlar arayış içinde olduğumuzun göstergesi.

Neden?

Şu anki eğitim sistemi, tabir yerinde ise; eşit miktar bilgiyi eşit zaman aralığında öğrenciye aktarmak derdindedir. Böylece bazı öğrenciler hiçbir zaman içerik üzerinde uzmanlaşamamaktadır. Bu endüstri çağında ihtiyaçları karşılıyordu. Herkesi eğitmek, herkesi yüksek seviyelere çıkarmak gibi bir amacımız yoktu. Ya da bu amacımız olsa üretim hattında kim çalışacaktı? Öyleyse çalışandan, idare eden/yöneten sınıfına bir geçiştir aslında konuştuğumuz. Bugün baskın olan bilgi çağında bilgi-işlem ön plana çıkmaktadır. Daha fazla sayıda bireyi, daha üst düzeylere çıkarmamız, eğitmemiz, bakış açısı kazandırmamız gerekmektedir. Bu nedenle öyle bir sisteme ihtiyacımız var ki; odağımız öğrencileri karşılaştırmak değil, odağımız öğrenmeyi en üst seviyeye çıkarmak olmalıdır.

Bunu nasıl yapacağız?

Öğrenme süreci boyunca zamanı kontrol altında tutup bir şeyleri belli zamanda başarmalarına bakıyorduk. Şimdi ise yüksek başarıyı sabit tutmaya çalışalım ve öğrencilere bunu başarmaları, bu hedeflere ulaşmaları için diledikleri kadar zaman verelim. Bunu öğrencilerin gelişim ve öğrenme süreçlerini öğrenmeye (zamana değil) bağlayan bir sistemle yapacağız. Bu bütünüyle bir değişimi gerektiriyor. Öğrencileri sınıf seviyeleri, aldıkları notlar ile veya başka arkadaşları ile karşılaştırmak yerine şunu soralım. Ne biliyorlar? Ne öğrenmişler? Böylece devam edip edemeyeceğimizi biliriz.

Öğretmenin Rolü: Tahtada dersi öğreten, kenardan sınıfı gözleyen değil; (facilitator=yöneten)

  • Öğrencilerin çalışmalarını veya çalışacaklarını tasarlayan,
  • Bilgiye ulaşacakları yolları öğreten,
  • Becerilerinin gelişmesine önem veren,
  • Öğrencilerin çalışmalarını veya çalışacaklarını kolaylaştıran (bakış açısı getiren).
  • Bütünüyle öğrencilerin bilişsel gelişimine yardımcı olan akıl hocası (danışmanlık yapan).

Öğrencinin Rolü: Öğrenciler pasif, öğretmenleri tarafından yönlendirilen değil;

  • Öz-güdümlü (student directed-lerning) öğrenen,
  • Yaşam boyu öğrenen,
  • Öğrenmeye motive olan ve ne öğrendiğine odaklanan olmalı.

Teknolojinin Rolü: Teknoloji, öğretmenin bir aracı, sadece öğretmenin kullandığı değil;

  • Öğrenenler için bir araç olacak,
  • Öğrencinin ne bildiğinin tespiti için kullanılacak,
  • Öğrencilerin projelerini planlayacağı bir araç olacak,
  • Öğrenme aşamasını ciddi kolaylaştıracak (tutorial),
  • Öğrencileri değerlendirme (performans değerlendirme de dahil) fonksiyonu olacak.

Bütün yönleri ile bir değişim. Kolay değil, imkansız hiç değil. Planck’ın başta yazdığım sözündeki gibi yeni neslin değişime ayak uydurup sahip çıkması yeterli.

Sevgilerimle.

Dr. Fikret KORUR

Kaynak: Charles Reigeluth